Image Image Image Image Image

fasizmin canavarlarıGünümüz “yaşayan ölü”lerden biri de “ana akım kültürel çalışmaları”dır ve metafor ve mecazların gerçekle ilişkisi üzerine “ana akım kültürel çalışma” temsilcileriyle yapılan tartışmada açıkça “yaşayan ölü”lerden yana tavır alınmıştır.

Adorno gerçekten de “kültür konusunda faturayı ödeyecek” taraf derken arkadaşlar arasında hesabı kimin ödeyeceğinin ciddi bir sorun olduğunu ima etmiş olabilir mi?

(daha&helliip;)

Mourning-Woman-Salutes-Beim-Einmarsch-deutscher-Truppen-in-Eger2

[“Ben diktatör değilim,” diyen Tiran,] neşeye zaten pek yer olmayan zihninde insanoğlunun sadece konfor, emniyet, kısa çalışma saatleri, temizlik, doğum kontrolü ve sürekli sağduyu istemediğini güçlü bir biçimde hissediyordu.

 

(daha&helliip;)

Yıllık ücretli izin “tatil” demokrasinin bir lütfü değildir, onsuz da olabilirdi. “Dünyayı yedi günde yarattık hiç de yorulmadık,” diyen Tanrı’nın ihsanı da değildir. Tatilsiz çalışmayı düşünebilir misiniz? Ücretli izin hakkı neden var? Her gün tek tek elinizden alınmakta olan haklar nereden geliyor? Araf‘ta kalmaktan, işçi sınıfının kendi cennetini yaratamamasından…

(daha&helliip;)

Scroll to Top

To Top

Yeni! Çok yeni!

On 08, Ara 2011 | No Comments | In | By o2-ozcan

Tarihsel Maddecilik Üzerine – Franz Mehring

“Doğru tarih”in peşinde koştukça bugünü anlamak kolaylaşacak mı? O zaman “bugün”ün daima tarih olmasını izlemek tehlikesi yok mudur? Peki kim yazacak bu tarihi? Bilimsel olanlar mı, tarafsız olanlar mı, bağımsız olanlar mı? Bağımsız yargıçlar korumaz mı devleti? Tarih, devletten uzaklaştıkça silikleşir.

 

 

Yanlış hayata doğru tarih yazılamaz!

Bugün olan biteni “daha iyi anlamamız” için tarihe ihtiyacımız mı var?

O halde Wall Street ya da Tahrir Meydanı’ndakiler evlerinden hiç çıkmamalıydı. Çünkü tarih, insanların evde oturmalarının tarihidir, tabii sonradan “önemli” ilân edilen birkaç “an” dışında.

 

“Tarih elinizden alınan geçmiş, hafızanıza yerleştirilen gelecek olabilir. Bir yanlışlık olmaması için geçmişinizi yoklayın.”


Bu “anlar” ise ancak bugünden bakıldığında anlamlı kılınabilirler. Benzer şekilde dünün “anlamlı anları” da bugün “komik ve çarpıtılmış” bulunarak tekrar anlamlandırılır: Lenin ya da Saddam Hüseyin heykelleri yıkılır, kağıt paraların üzerindekilerin değeri düşer, ülke bayrakları renk atar…

Tarih, geçmişe bugünden bakışımızın değişkenliğinden ibaretse tarihin bugünü anlamamıza faydası ne?

Sıradan insanlar için “yumurtanın kullanım alanları” bilgisinden önemli değil kuşkusuz.

Geçmişten bir tarih ve tarihten de bugün için ders çıkarmak ancak ve ancak ideologların görevidir.

 

Mesela kapitalist üretim tarzının ve sınıfların tek doğal biçim olduğunu ve bu sınıfların ekonomik biçimlerinin doğanın ölümsüz yasaları olduğunu ilân edilirken tarihe bakılır; önce soyluların, sonra işçilerin yenilgileri hatırlatılır.

Franz Mehring de, bu kitabında, bu türden “ölümsüzlük” ilânlarının bir asırdan daha fazla bir zaman önce de aynen tekrarlandığının örneklerini veriyor.

Bütün ideologlara inat tarihe yeni bir bakışı değil tarihe bakanların ve onların yöntemlerinin eleştirisi olan tarihsel maddeciliği savunuyor. Tarihi sokaktakilerin hizmetine sokacak, tarihten bugün için ders çıkaracak, “zafere giden yolun” haritasını çizecek reçeteler sunmuyor. Aksine, geçmişi tarih haline getirerek ideolojilerin hizmetine koşanlarla baş edecek ve tarihin, bugünü değiştirmek isteyenlere doğrultulan bir silah olmaktan çıkaracak yöntemin kullanımından örnekler veriyor.

Bunu yaparken bir ilkeler bütünlüğü; tarihsel maddeciliğin abecesini, kural ve formüllerini; bir tılsımın ya da büyünün sırlarını paylaşmaya çalışmıyor; icat çıkarmıyor.

Çünkü tarihsel maddecilik “doğru tarih” değildir.

 

Tarihsel Maddecilik Üzerine

Franz Mehring

Çeviren : Halil Çelik

Yayına Hazırlayan : Özcan Özen

Kapak : Gökmen Aldoğan

ISBN : 978-605-62473-4-7

Barkod : 9786056247347

Dizi : Tarih ve Siyaset Kuramı

Sayfa : 96 sf.

Boyut : 13,5×19,5 cm.

Baskı Kalitesi : İki Renk, 60 gr, Enso

Baskı Tarihi : Şubat 2012

Fiyat : 7,50 TL

 Başa Dön