Image Image Image Image Image

fasizmin canavarlarıGünümüz “yaşayan ölü”lerden biri de “ana akım kültürel çalışmaları”dır ve metafor ve mecazların gerçekle ilişkisi üzerine “ana akım kültürel çalışma” temsilcileriyle yapılan tartışmada açıkça “yaşayan ölü”lerden yana tavır alınmıştır.

Adorno gerçekten de “kültür konusunda faturayı ödeyecek” taraf derken arkadaşlar arasında hesabı kimin ödeyeceğinin ciddi bir sorun olduğunu ima etmiş olabilir mi?

(daha&helliip;)

Mourning-Woman-Salutes-Beim-Einmarsch-deutscher-Truppen-in-Eger2

[“Ben diktatör değilim,” diyen Tiran,] neşeye zaten pek yer olmayan zihninde insanoğlunun sadece konfor, emniyet, kısa çalışma saatleri, temizlik, doğum kontrolü ve sürekli sağduyu istemediğini güçlü bir biçimde hissediyordu.

 

(daha&helliip;)

Yıllık ücretli izin “tatil” demokrasinin bir lütfü değildir, onsuz da olabilirdi. “Dünyayı yedi günde yarattık hiç de yorulmadık,” diyen Tanrı’nın ihsanı da değildir. Tatilsiz çalışmayı düşünebilir misiniz? Ücretli izin hakkı neden var? Her gün tek tek elinizden alınmakta olan haklar nereden geliyor? Araf‘ta kalmaktan, işçi sınıfının kendi cennetini yaratamamasından…

(daha&helliip;)

Scroll to Top

To Top

Yeni! Çok yeni!

Yorum Yok
By o2-ozcan

On 04, Eyl 2013 | No Comments | In | By o2-ozcan

İşçi Sınıfı Araf′ta, Devrimin Kıyısında Fransa, Haziran 36

İşçi Sınıfı Araf′ta – Devrimin Kıyısında Fransa, Haziran 36

Haziran 36’dan önce yıllık ücretli izin yoktu. Tatil, turizm, kamp, otel gibi kavramlar hayatımıza bu büyük kalkışma ile girdi. Haftalık çalışma süresi 48 saatten 40 saate düşürüldü. Dahası için Araf’tan dönüldü…

Kendiliğinden, kendine güvenen ve kendini örgütleyen bir mücadele.  Sınıf kendi hükümetini kurdu ve taleplerini bildirdi.

Kader, vaadedilene layık olup olmamaksa eğer…

“Gelecek bir tercih olamaz,” dediler ve belirlenmiş seçenekler üzerine bir karar vermeyi ya da vaadedilen güzel günleri reddettiler. Onlar, gündelik hayatlarını belirlediler, “bugün”ü örgütlediler; yaşam, kendi kararlarından ibaret oldu.

Sınıfın kendi cennetidir devrim!

 Haziran 1936 Fransız proletaryasının mücadele gücünün, sonsuz düş gücünün, cesaretinin ve örgüt kültürünün gözler önüne serilmesidir.

isci_sinifi_Arafta_KAPAK_SON_KK

“(…) bu eylemlerde söz konusu olan şu ya da bu talep değil hareketin bizzat kendisinin çok önemli olmasıydı. (…) Sessizce her şeye katlanıldığı, her şeyin sineye çekildiği yılların ardından sonunda ayağa kalkma cesaretidir söz konusu olan. Ayağa kalkmak. Kendi adına konuşmak. Birkaç gün boyunca, insan olduğunu hissetmek...”

Bu satırlar Gezi Parkı eylemleri için yazılmadı; Haziran 1936’da, faşizmin kasıp kavurduğu Avrupa’nın ortasında, Fransa’da işçi sınıfının muazzam kalkışması, genel grevi ve fabrika işgalleri dönemini tasvir için kaleme alındı. Bir başka ülke ve geçmişte bir başka an… Ayağa kalkmanın, ayaklanmanın tarihin dışında bir buluşmayı mümkün kılan aynı adımı.

Haziran 36 Fransa’sında evde zoraki tutulan bir yüzde 50 yoktu. İşçi sınıfı bugünün palalıları, satırlıları, baltacıları olan faşistleri meydanlardan atmış ve sindirmişti; mücadelesinin haklılığıyla kolluk güçlerini tarafsızlaştırmış, radikallerinin hükümetini devirip Halk cephesi hükümetini inşa etmişti; metal işçilerinden esnafa, temizlik işçilerinden mühendislere, inşaat işçilerinden muhasebecilere kadar tüm işçileri, emekçileri, köylüleri, hasılı tüm halkı kendi geleceklerine kendilerinin karar vermesi için seferber etmişti. Fransa ekonomisine ve siyasetine hükmeden 200 patron ailesinin değil nüfusun geri kalan %99’unun toplumsal kararları aldığı bir dönem yaşanmıştı.

Nasıl ki Gezi’den sonra artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı, Haziran 36’dan sonra da öyle oldu: Bugün sahip olduğumuz ücretli yıllık izin hakkını işçi sınıfının Fransa bölüğünün o günkü mücadelesine borçluyuz. O günden önce Tatil yoktu.

işçi sınıfı arafta ic vintage_KK4Haftalık çalışma süresi tam sekiz saat, yani tam bir gün kısaltılarak 40 saate indirildi –üstelik ücretlerde herhangi bir düşüş olmaksızın, hatta zam alınarak.
Kentin ortasında bir parkın işgali değildi söz konusu olan, tüm işletmelerde, hatta 10’dan az işçi çalıştıranlar da dahi fabrika işgalleri yaşandı. Patronlar işletmelere sokulmayarak fabrikalardan mal ve üretim aracı çıkarmaları engellendi.

Bu durumun doğal sonucu patronların üretim için gereksiz olduğunun kavranmasıydı. Öyle ki işçiler patronlar ve yöneticiler olmadan fabrikaları işletebileceklerini ve üretimi gerçekleştirebileceklerini göstermeye dahi kalkıştılar.

İşte bu noktada devrimin kıyısından dönüldü. Çünkü işçi sınıfı liderleri sınıfın kendisi kadar cesur değildi ve bu yüzden sorunun bir parçası oldular. Oysa daha 20 yıl kadar önce yürekli bir kadın şöyle haykırmıştı: “Gelecek her yerde ‘Cesaret ettim!’ diyenlerin olacaktır!

 

İşçi Sınıfı Araf’ta

Devrimin Kıyısında Fransa, Haziran 36

Yazan : Jacquez Danos-Marcel Gibelin
Çeviren : Ahmet Arslan
Yayına Hazırlayan : Özcan Özen
Kapak : Sevil Tarla
ISBN : 978-605-86700-4-4
Barkod : 9786058670044
Dizi : Toplumsal Hareketler ve Siyaset
Sayfa : 236 sf.
Boyut : 15×23 cm.
Baskı Kalitesi : İki Renk, 60 gr, Enso
Baskı Tarihi : Eylül 2013
Fiyat : 19,90 TL

İndirimli Satın AL!

padora logo  kitapvitrini2   kitapvekitap   ky_header_logo