Son Bahçeler

Bir yalnızlıklar toplamı: Hüzün Evi… Onlar ki her yerden gelip toplanmışlar son bahçelerde. Yok etmeden önce gülünçleştiren doğanın geç çiçekleri olarak boy veriyorlar, bir zamanlar çiçeğin içinden bakanlar. Oğlunu asılmaktan kurtarmak için haykıran Bayan İp, ölmeden toprağa girmiş Karikatür Adam, Ölümün Ağzı, Yorgun Sevda romanlarını yazmış yazarın annesi Bayan Öğretmen, bir 8 Haziran günü öleceğini […]

Devamını oku

UMUT, DİSTOPYA, SİYASET

Her ne kadar bir ulusal sinema akımımız oluşmasa bile bir vakitler bir Türkiye Sineması oldu. Adına “Yeşilçam” denilen bu dönem ve onun içinden çıkan siyasi içerikli sinemamız sayesinde artık bir “Türk filmimiz” vardı. Ancak iyi niyetli çabalara rağmen bu noktadan hızla uzaklaşıldı. Sonra “Bağımsız Sinema”mız adı altında “konulu film”lere kavuşurken bir “niteliksel” değişim yaşandı. Entelektüel […]

Devamını oku

Bir Daha Yaşarsam İki Olsun

Erol Simavi dönemi Hürriyet gazetesinde yetişmiş birmuhabir. Sonrasında reklamcı ve organizatör. Kuşadası AltınGüvercin Beste Yarışması’nın yaratıcısı ve bugüne taşıyanı.Müzik sektöründeki emekçilerin örgütleyicisi ve telifhaklarının cesur savunucusu. 16 yaşındaki oğlunu hayattankoparan trafik canavarlarına karşı yasaların güçlendirilmesive yenilenmesi için yılmadan mücadele eden bir baba. Birömre sığdırdıklarını yeterli görmeyen bir insan:Ali Rıza Türker. Bir daha yaşarsa yine güzel […]

Devamını oku

Anılarda Kalan Portreler

Sabahattin Ali, Sadri Ertem gibi büyüklerine ilk öyküsünü beğendiren ve CHP’nin açtığı yarışmada birinciliği kazanan öyküsünün yine aynı parti tarafından “sosyalist” olarak görülüp Falih Rıfkı Atay ve Reşat Nuri Güntekin’in soruşturmasıyla “aklandığı” bir öykücü. Seçilmiş Hikâyeler Dergisi ve ardından Dost dergisiyle yayımcıya dönüşen bir öykücü. Ancak öncesinde, Orhan Veli ile Nurullah Ataç’ın hesabı ödeyecek paralarının […]

Devamını oku

Pavyon Öyküleri

Bir masa, diğerlerinden farksız; loş ışıklar altında gizlisiz saklısız. Bir erkek kadınsız, bir kadın erkeksiz; bir masa… Bir mekân burası herkesin herkesi dışarıda bıraktığı, kimsesizliğin sohbete kavuşturulduğu. Kahkahanın tasaya çerez, müziğin efkâra meze olduğu bir mekân.  Bir âlem burası. Geceleri yaşanan bir âlem. Gündüz insan gece yalan olanların âlemi. Erkeklerin gerçek olamayacak kadar dost, sevgili, […]

Devamını oku

Sessiz Şampiyon

Yıl 1937, eski Amerikan Koleji binasında kurulanKızılçullu Köy Enstitüsü… Bu “taş mektep”in girişindensüzülen ahşap bavullu gölgelerin en sessizidir AhmetBilek. Manisa Kula’dan gelmiştir ve 1960 Roma YazOlimpiyatları’nda güreşeceği Maxentius Bazilikası’nagiden yolun en başındadır henüz.Müfredatında sporun “besin” kadar önemli olduğubelirtilen bu kurumda heves ettiği güreş, YaşarDoğu’nun ziyaretinden sonra bir tutkuya dönüşecek;öğretmenden mühendise her meslekten erbabın,sanatçı ve edebiyatçıların […]

Devamını oku

Demokrasinin Halkla İmtihanı

Otoriter popülizm dünyanın her yerinde yükselişte!Liderler halka oynuyor, halk da onlara göz kırpıyor.Dünyanın hoşgörü abidesi Hollanda’da aşırı sağcıÖzgürlük Partisi sürekli artan bir destek görüyor,Marine Le Pen Fransa’da başa güreşiyor, en gelişmişsosyal demokrasilere örnek gösterilen İsveç,Danimarka gibi ülkelerde yabancı düşmanı partilerçok güçlü bir destek alabiliyor. Aşırılar değilse de birbeden küçükleri çoktandır iktidarda. Rusya’da Putin,Hindistan’da Modi, Polonya’da […]

Devamını oku

Şöhret Dediğin

Evden her fırsatta kaçan küçük bir çocuğunannesi hiç de telaşlı ve endişeli değildir çünküonu hemen, karşıdaki müzik aletleri satandükkânda, piyanoların ayaklarının dibindebulacağını bilir. O çocuk için müzik ve piyanosevdası, hiç tahmin edemeyeceği bir yaşamıbahşeden derin bir tutkuya dönüşecektir. Hariciye görevlisi olmak isteyen bu İzmirligenç, babasının ölümü üzerine kendinipavyonlarda müzik yaparken bulur. Ancak buşehir ona dar […]

Devamını oku

Devir Saati

Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsü. Kuşlar kadar özgürdü, açlığa mahkûmdu. Her şey için vakti vardı, hiçbir şeyin sırası değildi. Adı G idi, tam olarak bir adı yoktu. Eşi ve kızı vardı, hiç kimsesi yoktu. Meslek sahibiydi, şimdi vasıfsızdı. Arkadaşı yoktu, “ve sahneye K girer.” Toplumların en eşitlikçi olanıydı, toplumların en adaletsizi. Ütopyaların vatanıydı, gerçeklerin ülkesi. […]

Devamını oku