Pavyon Öyküleri

Bir masa, diğerlerinden farksız; loş ışıklar altında gizlisiz saklısız. Bir erkek kadınsız, bir kadın erkeksiz; bir masa… Bir mekân burası herkesin herkesi dışarıda bıraktığı, kimsesizliğin sohbete kavuşturulduğu. Kahkahanın tasaya çerez, müziğin efkâra meze olduğu bir mekân.  Bir âlem burası. Geceleri yaşanan bir âlem. Gündüz insan gece yalan olanların âlemi. Erkeklerin gerçek olamayacak kadar dost, sevgili, […]

Devamını oku

Sessiz Şampiyon

Yıl 1937, eski Amerikan Koleji binasında kurulanKızılçullu Köy Enstitüsü… Bu “taş mektep”in girişindensüzülen ahşap bavullu gölgelerin en sessizidir AhmetBilek. Manisa Kula’dan gelmiştir ve 1960 Roma YazOlimpiyatları’nda güreşeceği Maxentius Bazilikası’nagiden yolun en başındadır henüz.Müfredatında sporun “besin” kadar önemli olduğubelirtilen bu kurumda heves ettiği güreş, YaşarDoğu’nun ziyaretinden sonra bir tutkuya dönüşecek;öğretmenden mühendise her meslekten erbabın,sanatçı ve edebiyatçıların […]

Devamını oku

Demokrasinin Halkla İmtihanı

Otoriter popülizm dünyanın her yerinde yükselişte!Liderler halka oynuyor, halk da onlara göz kırpıyor.Dünyanın hoşgörü abidesi Hollanda’da aşırı sağcıÖzgürlük Partisi sürekli artan bir destek görüyor,Marine Le Pen Fransa’da başa güreşiyor, en gelişmişsosyal demokrasilere örnek gösterilen İsveç,Danimarka gibi ülkelerde yabancı düşmanı partilerçok güçlü bir destek alabiliyor. Aşırılar değilse de birbeden küçükleri çoktandır iktidarda. Rusya’da Putin,Hindistan’da Modi, Polonya’da […]

Devamını oku

Şöhret Dediğin

Evden her fırsatta kaçan küçük bir çocuğunannesi hiç de telaşlı ve endişeli değildir çünküonu hemen, karşıdaki müzik aletleri satandükkânda, piyanoların ayaklarının dibindebulacağını bilir. O çocuk için müzik ve piyanosevdası, hiç tahmin edemeyeceği bir yaşamıbahşeden derin bir tutkuya dönüşecektir. Hariciye görevlisi olmak isteyen bu İzmirligenç, babasının ölümü üzerine kendinipavyonlarda müzik yaparken bulur. Ancak buşehir ona dar […]

Devamını oku

Devir Saati

Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsü. Kuşlar kadar özgürdü, açlığa mahkûmdu. Her şey için vakti vardı, hiçbir şeyin sırası değildi. Adı G idi, tam olarak bir adı yoktu. Eşi ve kızı vardı, hiç kimsesi yoktu. Meslek sahibiydi, şimdi vasıfsızdı. Arkadaşı yoktu, “ve sahneye K girer.” Toplumların en eşitlikçi olanıydı, toplumların en adaletsizi. Ütopyaların vatanıydı, gerçeklerin ülkesi. […]

Devamını oku

Fareler ve Kitaplar…

Edebiyat Belleğimiz adı altında,edebiyatımızın sessizce atılmış adımlarını ve yankı bulamamış çıkışlarını hem yeni kuşaklara tanıtmak hem de eski kuşaklardan olanlara anımsatmak için bir edebiyat dizisi oluşturuyoruz.  Bir dönemleştirme çabası içinde olmadığımızdan bu bir dönem dizisi olmayacak. Biz, daha çok bir “zaman köprüsü” hayal ediyoruz, dünü bugüne bağlayan bir köprü. Çünkü biliyoruz ki zamanın kütüphanesi, zamanın […]

Devamını oku

Kapitalizmin Canavarları

Günümüz “yaşayan ölü”lerden biri de “ana akım kültürel çalışmaları”dır ve metafor ve mecazların gerçekle ilişkisi üzerine “ana akım kültürel çalışma” temsilcileriyle yapılan tartışmada açıkça “yaşayan ölü”lerden yana tavır alınmıştır. Adorno gerçekten de “kültür konusunda faturayı ödeyecek” taraf derken arkadaşlar arasında hesabı kimin ödeyeceğinin ciddi bir sorun olduğunu ima etmiş olabilir mi? Kapitalizmin Canavarları Canavar ve Ölü: […]

Devamını oku

Araf ’ın İşgali

Yıllık ücretli izin “tatil” demokrasinin bir lütfü değildir, onsuz da olabilirdi. “Dünyayı yedi günde yarattık hiç de yorulmadık,” diyen Tanrı’nın ihsanı da değildir. Tatilsiz çalışmayı düşünebilir misiniz? Ücretli izin hakkı neden var? Her gün tek tek elinizden alınmakta olan haklar nereden geliyor? Araf‘ta kalmaktan, işçi sınıfının kendi cennetini yaratamamasından… Araf ’ın İşgali Tanrı demokrat değildir […]

Devamını oku